Unutulsa da izi kaldı

Müjde Işıl – “Güzel Günler Göreceğiz” ile 2011’de Antalya’da Altın Portakal’ın sahibi olan Hasan Tolga Pulat, yıllar sonra sinemamızın halı altına süpürülmüş dönemi olan seks filmleri furyasını konu alan “Parçalı Yıllar” ile geri döndü ve Yetkin Dikinciler’e Antalya’da En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. ‘70’li yıllar Türkiye için de Yeşilçam için de zorlu bir dönemdi. Ekonomik kriz, siyasi gerginlikler ve üstüne televizyonun yükselişiyle birlikte sinema seyircisi salonlardan çekilince çare, seks filmlerinde bulundu. “Parçalı Yıllar”ın başkarakteri Aytekin (Aydemir Akbaş’a gönderme) de tiyatrocu olmasına rağmen oğlunu okutmak ve hasta eşinin masraflarını karşılamak için seks filmlerinde oynamakta buluyor çareyi.

Pulat’ın, özellikle erkek sinemacılar açısından unutulmuş ama tüm günahın kadınlara yıkıldığı bir dönemin filmini çekmesi başlı başına alkışlık bir hareket. Bu dönemi anlatırken yaşanan zorluklara mizah penceresinden bakması ve hikâyeyi Yeşilçam filmi nahifliğinde anlatması da doğru bir tercih gibi görünüyor çünkü Antalya’daki prömiyerde seyircinin gönlünü fethetti.

Yola çıkış nedeni ve hedefi takdire şayan ama önemli bir noktayı da atlamamamız gerekiyor. Seks filmleri furyasının asıl mağduru kadınlardı ve eğer bu döneme dair film yapılacaksa kadınların tarafından bakabilen bir hikâyeyi perdede izlemek daha anlamlı olurdu. “Parçalı Yıllar”, risksiz bir yolda ilerlemeyi tercih ediyor bu açıdan. Erkeklerin mağduriyetinin sadece istediği işi yapamamak olduğu ama kadınların maalesef canlarıyla bedel ödediği bir dönem bu. Filmde bu durum sadece “Kadınları boş ver, bugün varlar yarın yoklar” cümlesiyle geçiştiriliyor.

Genel açıdan baktığımızda ise bu bir yenilginin filmi. İdeallerin, dönemin koşullarına boyun eğmesinin hikâyesi. Pulat’ın aslında bu çok dramatik temayı mizahla donatıp seyirciyi ağlatmaktan kaçınırken bir yandan da o dönemi gündeme getirme çabası takdiri hak ediyor.

Filmin seyirci tarafından kucaklanmasında oyuncuların performansı ve samimiyeti büyük pay sahibi. Bilge Şen’in mütevazı ustalığı harikulade. Alev (Feri Cansel’e gönderme) rolündeki İlkin Tüfekçi her ne kadar rolü kısa olsa da başrol oyuncusuymuşçasına hafızalarda yer ediyor. Yetkin Dikinciler de hem rolünün hakkını veriyor hem de o dönemi unutmuş gibi yapan meslektaşlarına ‘Oradaydınız!’ diyor.

Kadınlar mağdur oldu

Seks filmleri furyasında pek çok ünlü isim çalıştı. Ali Poyrazoğlu, Hadi Çaman, Tamer Yiğit, Aydemir Akbaş, Bülent Kayabaş gibi oyuncular ve Aram Gülyüz, Ümit Efekan, Ülkü Erakalın ve Çetin İnanç gibi yönetmenler… Yıllar içinde onların bu furyadaki varlığı unutuldu, unutulmak istendi, konuşulmayan bir detay olarak geçiştirildi, hepsi saygın meslekleriyle anıldı. Ama kadın oyuncular için aynı şans geçerli olmadı. Bu dönemin faturası kadın oyunculara çıktı. “Parçalı Yıllar”da Alev’in gönderme yaptığı Feri Cansel sevgilisi tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Zerrin Egeliler’in kariyeri, seks filmlerindeki partneri Aydemir Akbaş gibi parlak gitmedi; oyunculuğu bıraktı. Mine Mutlu kanserden hayatını kaybetti. Alev Altın ve Elif Pektaş da Mutlu ile aynı kaderi paylaştı. Seher Şeniz ise kurtuluşu intihar etmekte buldu.

Hasan Tolga Pulat: ‘Yeni nesillere bu dönemi hatırlattım’

“Bu döneme dair film yapma isteğim üniversite yıllarından itibaren zihnimi meşgul etti. Bu dönemin sadece sinemamızda değil kültür hayatımızın hiçbir yerinde neredeyse hiç yer almaması dikkatimi çekiyordu. Yeni nesillere bu dönemin varlığını hatırlatmak ve dönemin sinemacılarını anlamaya çalışmak ilk hedeflerimden biriydi. Bu dönem yalnızca kadın oyuncuların sömürüldüğü ve fırsatçılıkla yozlaştırıldığı değil; sinemamızda, kamera önü ve arkasındaki herkesin sömürüldüğü bir dönem. Ekonomik krizin yarattığı işsizlik sadece bedenen değil ruhen de birçok kişiyi istemediği bir furyanın içine soktu. İdealleri ve hayatın gerçekleri arasında sıkışıp kalmış bir insanın trajikomik hikâyesini anlatmak istiyordum. Çünkü ben de hayatın içinde ideallerim ve gerçeklerimin arasında sıkışıp kaldığım bir dönemdeydim. Erotik film dönemi, anlatacağım karakter hikâyesine iyi bir fon oluşturdu. Çünkü hayat her dönemde sizi ruhen çırılçıplak bırakıyor, bir de sistemin bedeninizi de soymak istediği bir dönemdeyseniz trajedi de komedi de daha keskinleşiyor. Ertem Eğilmez’in şu muhteşem sözü benim sinemaya bakışımın en net özeti: ‘Sanat filmi de ne demek? İyi film zaten sanattır.’ Sinema adına dürüst, samimi bir film çekmek istedim. Bağımsız kalarak film çekmek istedim.” ​

Author: Admin